Meridyen Eğitim Kurumları

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 22 13 3 6 26 45
2.Sivasspor 23 13 4 6 16 45
3.Başakşehir FK 22 12 3 7 19 43
4.Galatasaray 22 12 4 6 19 42
5.Alanyaspor 23 11 6 6 19 39
6.Fenerbahçe 22 11 6 5 15 38
7.Beşiktaş 23 11 8 4 6 37
8.Göztepe 22 9 6 7 5 34
9.Gaziantep FK 23 8 8 7 -2 31
10.Yeni Malatyaspor 21 6 9 6 4 24
11.Gençlerbirliği 22 6 10 6 -8 24
12.Denizlispor 22 6 10 6 -9 24
13.Çaykur Rizespor 21 7 11 3 -11 24
14.Antalyaspor 22 5 10 7 -16 22
15.Konyaspor 23 4 10 9 -13 21
16.MKE Ankaragücü 22 4 10 8 -18 20
17.Kasımpaşa 22 4 14 4 -20 16
18.Kayserispor 23 3 13 7 -32 16


Balıkçı Reisi Mustafa Aktaş

Balıkçı Reislerimizen Mustafa Aktaş ile balıkçılık ve sorunları görüştük, eski balıkçılık hakkında keyifli bir sohbet yaptık

-Merhaba,  Mustafa Aktaş kimdir bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Rize'nin Çayeli kazasından 1942 doğumlu Aktaş Balıkçılığın yönetim kurulu başkanı Mustafa Aktaş. 60'lı yıllardan beri Gırgırcılık yapıyorum.

-Eskiden Balıkçılık nasıl yapılıyordu günümüzde neler değişti?

Türkiye de hiç naylon ağ yokken iplik ağından gırgırlarımız vardı. Boyu 100 kulaç, derinliği 20 kulaç. Ağı bir atardık ağ balık dolardı.  Zamanla tekneler büyüdü, ağlar büyüdü, balık yenme oranı arttı denizde balık azaldı. Bunun sebebi hep fazla balık avlanıyor, fabrikalara balık veriliyor diye balıkçılara yüklendi.  Ankara bize ne derse biz onu yapıyoruz, balık yakala, fabrikalara ver, insanlara balık yedir biz suçlu değiliz aslında bizi yönlendirenler suçlu benim görüşüme göre. Balıklara sınırsız avcılık var kota uygulama yok isteyen istediği kadar balık tutuyor buna mutlaka kota getirilmeli.

-Nisan ve Eylül arasında ki süreç sizin için yeterli bir süre mi?

Benim görüşüm yasaklar Nisan 15 de başlayacak balıkların yumurtalı dönemidir bu Ağustos 15 e kadar hiçbir şekilde balık avlanmayacak. Buna Olta, Gırgır ve Dalyan da dâhil. Balık yumurtasını rahat dökecek üreyecek ve artacak. Yumurtalı balık avı yapılıyor bu balıkların azalmasına sebep oluyor.

-Olta'dan kastınız kıyıda balık tutmak mı teknelerle açıktan tutulan balıklar mı? Zararlı olacak şekilde kıyıdan ne kadar balık tutulabilir ki?

Hem kıyıdan hem tekneden ikisi de zararlı. Kıyıdan fazlasıyla tutuluyor. Bir kamışı at iki saatte onlarca balık geliyor hepside yumurtalı. Ama Ağustos 15'den sonra her balığı avlayabilirsin. Yumurtasını dökmüş yavrular büyümüş vaziyette av için hazırlık yapabilirsin.

-Bugün ile karşılaştırdığınız zaman ilk tekneniz nasıldı?

Eskiden gırgır teknelerimiz 12-15 metre ahşap teknelerdi şimdi 40 metreden 60 metreye kadar sac teknelerimiz var.  Şimdi ki imkânlarımız Yurt dışına gidip balık avcılığı yap-mamız rekabet yaratmamız teknolojimiz diğer ülkelere göre hayli yüksek.

-Sonar ile Balık avcılığına karşı mısınız?

Sonar ile balık avcılığına karşı değilim ama bir taraftan da kara-sularımızda büyük sonarların çalıştırılmasına karşıyım. Balığın kurtulma şansı yok nerede olursa olsun onu bulup yakalıyorsun. Sonarlar milletler arası sularda çalışacak 30 metre üzeri veyahut 20 metrenin üzerinde olan tekneler açık denizlerde çalışacak. 10 kulaçta 50 metre 60 metre tekne avlanması sakıncalıdır. Diğer ülkelerde de yok böyle bir şey. Herkes balıkçısına göre kademe kademe denizini parsellemiş “sen buradan kıyıya inemezsin senin teknen büyük açıkta avlanacaksın” demişler bizde öyle bir kuralda yok.

-Gençliğiniz hatta çocukluğunuza baktığınız zaman şimdi ki ve o zamanki balık türleri arasında fark var mı?

Var tabii ki. Hamsi, İstavrit, Mezgit, Barbun, Kalkan bunlar genelde Karadenizin temel balıklarıdır. Birde pelecid balıkları var, Akdeniz'den Karadeniz'e gelip yumurtasını döküp giden göç balığı dediğimiz balıklar var. Boğazlardan geçtiği anda millet yararlanıyor bu balıktan o balık bazen 6 senede bir eksiliyor tabii eskiden tekrar çoğaldığını da görmüştük. Kötek Karadeniz de çok olurdu, Morinalar vardı o balıklar hemen hemen tükendi.

-Benim asıl baba mesleğim Yunus avcılığı idi.

60'lı yıllarda Yunus avcılığı yasaldı. 15 sene Yunus avladım. Daha sonra diğer ülkeler bu avcılığı yasakladı fakat Türkiye bir sene daha bu avlanmaya devam etti fakat diğer ülkeler “siz canisiniz, gaddarsınız diyerek” bize baskı yapmaya başladı ve Türkiye de de yasak başladı. Devlet bir daha avlayamazsını dedi ve mermileri tüfekleri topladı. Yunus balığının bir özelliğini de anlatayım sizlere, Karadeniz de çok yunus var papülasyonu dengelemek için gidip araştırma yapan hocalar var ya helikopterle ya gemilerle Karadenizi dolaşıp balıkları sayıyorlar. Aslında bu yanlış yunus balığının üzerine hiçbir zaman gitmeyeceksin zararlı hiçbir tarafı yok insana en yakın en akıllı hayvan yunus balığıdır. Yunus balığı üç cinsdir afala dediğimiz tür 200-300 kg'dır, yunus dediğimiz 100-120 kg'dır diğeride 50-60 kg'dır. Boğazın korkunç balığı dediğimiz afaladır, gelir ağına dalar par-çalar onu ancak tüfekle korkuturduk tabii şimdi bu yasak şimdi korkuları yok gelip ağaları parçalıyor. Doğanın dengesini bozmayacaksın aslında oda kısmetinin peşinde.  Benim ağımı parçalıyor diye onları imha edemezsin. Ben daha çocuktum bize İtalya dan bir balıkçı yetkilisi geldi “bize 10 tane kurşuncu verin dediler” yunus avcılığı yapana kurşuncu derlerdi ne yapacaksınız dedik “yunuslar ağlarımızı parçalıyor “ dediler. Her tarafa zarar veriyordu ama karlı tarafı da var tabii. Bizde tuttuk günde 100 tane 200 tane ağ ile yunus tutuyorduk 100-200 bidon balık yağı yapardık yurt dışına ihracata giderdik en son babama bile karşı çıktım bu hayvanları öldürmeyelim diye.

 Denizde balık dolu dedik yenecek balıkları tutmaya başladık. Daha sonrada yunus yasakları başladı. Yunusları araştırmayı bıraksınlar adamlar masraf parası alıyor “ne yaptın yunusları saydım” boşuna masraf boşuna zarar. Birde orkinoslar var. Türkiye de orkinosu ilk avlayan kafescilik yapan biziz. Bizden sonra herkes bu işe yüklendi. Özal, döneminden önce balık ihracatı yoktu balığı halka yediriyorduk konserve fabrikalarına gönde-riyorduk. Özal, ülkeyi dışa açtığı zaman çok büyük para yattı Japonya ya ondan sonra herkes orkinos avlamaya başladı. Orkinos koruma derneği var Akdeniz ülkelerinin kurduğu birlik gibi bir şey. Orkinosları koruma derneği yazıyor ama orkinosları imha etme, kendi çıkarlarına göre avcılık yapmak için kurulmuş bir dernektir.Neden böyle düşünüyorum haziran ayı bütün balıkların döllenme ve yumurta dökme zamanıdır hiçbir balığın tutulmaması lazım fakat bunlar nasılsa balık yumurta döküyor bir yere toplanıyor diye masraf yapmadan ucuz yolla gidip avlıyorlar. Ne oluyor havuza giren balık aniden paniğe kapılıyor stresten yumurtası atıp zayi ediyor dediğim gibi bunlar orkinosları değil kendi çıkarlarını korumak için kurulmuş için bir dernek. Bunları Türk kara sularında avlattırmamak lazım. Bizim kara sularımızda balık çok orkinos her tarafta var Karadeniz hariç adamlar parakete ile iki tane balık tutuyor evine ekmek götürecek su ürünleri memurlar balıkları denize attırıyor. Adam yasal avcılık yapıyor havuzlara tonlarca orkinos dolduruyor vatandaş balık tutacak evine ekmek götürecek ona “sen tutamazsın orkinos yasağı var” diyor. Buna da bir ayrım yapmak lazım hiç olmazsa parakete ile orkinos tutup halka yedirmek lazım. Halkın balık yediği yok denizde palamut yok bir hamsi kaldı istavritte yok sayılır bu halk ne yiyecek? Organik balık başka çiftlik balığı başka ben birkaç sefer yedim çiftlik balığı tat alamadım ama bir tava Barbun, İstavrit yerim çok da faydalı bu konularda çok büyük yanlışlar var.

 

-Reis halk arasında “balıkçılar balığı bol yakaladığı zaman fiyatlar düşmesin diye geri denize döküyorlar” diye bir inanış var bunun gerçekçiliği var mı?

Balıkçı dökmüyor maalesef. Burayı iyi aydınlatmak lazım balıkçı bunu getiriyor toptancı aldığında diyor ki ben sana kasasını 20 TL yazıyorum fiyat düşmesin git bu balığı denize dök veya fabrikalara ver fiyat düşmesin diyor halka ucuz balık yedirmiyorlar.

 

-Burada tüm suçu kabzımala yüklemek doğrumu?

İkisinde de var tabi suç ama bilmiyor ki tutan bu balık satılacak mı satılmayacak mı. Bazen motoru doldurup getiriyorsun bakıyorsun hiç balık yok bazen her taraf balık dolu balıkçının fazla suçu yok yani.  Ben burada bir konu daha açayım bu yaşanmış bir olay. 80'li yıllarda deniz balık doluydu Lüfer, Palamut, Kofana satamıyoruz her yer balık dolu. Belediye ye dedik ki gidelim bu balığı halkın içerisinde taze olarak yarı fiyatına satalım geldik Beşiktaş'a sattırmadılar  esnafa zarar vereceksin diye biz bunu Antalya'da da yaşadık iskeleden balık tutuyoruz halk yığılmış bir tarafa iskele insan dolu motor balık dolu baktık dükkanı olan esnaflar belediyedekilerle geldiler durdurdular bizi burada balık satamazsın dediler uzatmadık karşı gelemezdik kanun var.  Orada kalabalığın içerisinde biri çıktı dedi ki kaptan bana verin. Millet orda bekliyor sen balıkları satmak istiyor musun dedi bana dedim niye istemeyeyim hem peşin para alacam hem halk yarı fiyatına balık alacak. Adam gitti maliyeden belediyeden kendi adamlarını getirdi kaptan istediğin kadar sat dedi. Bizde başladık satmaya halk desteği her zaman üstündür halkı ezmeyeceksin destekleyeceksin.

Tayfa bulmak da zorlanıyor musunuz?

Tayfa bulmak kolay ama düzen yok. Bu sene bile oldu arkadaşın bir tanesi 30 tane adam aldı 300.00 TL para gönderdi onlara adamlar gelmedi hiç bir şey de yapamıyorsun parayı alıyor gidiyor adam. Buna da sendika gibi bir düzen gelmesi lazım kontrol altına alınması lazım. Kar payı ile çalışanda var maaş ile çalışanda çoğunluğu maaş ile çalışıyor.

-Vatandaşın pek bilgisi olmadığı için satıcılar vatandaşı kandırıyorlar sanki. Marmara hamsisini Karadeniz diye satıyorlar. Buna ne diyorsunuz?

Geçen sene bir çalışma yapıldı Karadeniz'in balığına marka getirmek istediler. Karadeniz'den gelen balık tezgâha girdiği zaman markalanacaktı. Marmara'nın, Ege’nin balığını Karadeniz hamsisi diye satamayacaklardı. Vatandaş anlamaz belki bende yemedikten sonra anlamam görüntü itibariyle. Bu konudaki çalışmayı Karadeniz'in ileri gelen balıkçı teşkilatı “el koyuyorlar hamsimize” diye istemedi. Ve o iş öyle kaldı eğer o proje yürüseydi bugün tezgâhlara balık Karadeniz hamsisi diye markalı gelebilirdi. Karadeniz hamsisini koruyalım 12 cm büyütelim nasıl Norveçte Us-kumruyu tüm dünya ülkelerine pazarlıyorlar bizim ülkemizde bol bol hamsi yer şoklandıktan sonra balıksız kalmaz. hem dışarı ihraç ederiz. Biz balıkları büyütmeden imha ediyoruz bu çok yanlış halk balık bulup yiye-miyor biz balık yavrularını un ya-pıyoruz. Unda lazım gerçi ama önce halkımı düşüneceksin 10 tane sanayiciyimi düşüneceksin. Bu insanları düşünen hiç yok. insanların gıdasına müdahale ediliyor bunu yapmayacaksın. Bilinçsiz avlanmayla beraber son 30 senede denizlerde çok şey kaybettik ve öyle bir son noktaya geldik ki balıkçılıkta balıkçı bile artık limitleri düşürmek istiyor mesela istavrit avlanma sirkülerinde 13 cm 10 cm olsun diyor şimdi. Bu olur mu sen bu balığa büyüme şansı vermiyorsun ki  ne diyor Mustafa abi hamsiyi 12 cm büyütsek lezzeti dünyaya yayılır. Mesela Peru, dünya’nın bir numaralı hamsi üretim yeri. 9 milyon ton stokları var ve hiç düşmüyor 3 milyon tonu avlıyor 6 milyon tonu bir daha ki seneye bırakıyor. Bu insanlarında hiç hamsi sorunu olmuyor. Norveç te hiç uskumru sorunu olmuyor ama bizde her sene bir palamut sorunu var bunlar çok mühim. Hamsinin böyle giderse resimlerini göreceğiz artık. Bu politika bu avcılık düzeniyle denizler bu isteğe cevap veremez.

-Sizde denizcilik bakanlığı kurulmasına taraf mısınız?

Bakanlığın kurulmasına tarafım balıkçılığı yönlendirecek adam yok. Ben küçüklükten beri balıkla iç içeyim tamam Ankara'da adam okumuş etmiş ama biz balığın kırılmasınıda gördük, yumurt-lamasınıda gördük avlanmasını hepsini görüp geçirmiş adamlarız. Şimdi Karadeniz balıkları, hamsi balıkları diyelim Karadenizin balığıdır Türkiye'nin balığı değil Gürcistan'ıda, Rusya'sıda Hamsinin yürümesine bağlı. Gürcistan ve Abazya da derin kuyular var sıcak su Karadeniz de soğuk su kışın 40 kulaça kadar iniyor 40 kulaçtan yukarı hamsi çıktığı zaman kırgın yiyor. O derin sıcak suda kendini barındırmak kışı geçirmek için limanları var bizim Türkiye'den de gidip oraya fabrika kuranlar var onlarla ortaklaşa onların tekneleri yok avlanmak için Türkiye’den tekne istiyorlar Ankara'da buna müsaade ediyor Gürcistan, Abazya ya tekne yolluyor.  Orda yasaklar daha gerçek %30 ince hamsi karışımı müsadesi var hamsinin incesini irisini hepsini balık unu fabrikasına veri-yorlar. Orada da çok fabrika var ve balığa çok zarar veriyor sadece Türkiye de değil bunu milletin bilmesi lazım.

-Trol balıkçılığı konusunda düşünceleriniz nedir? Yasal bir av mı? Yasal ise neden yakalandıkları zaman ekipmanlarına el koyuluyor?

Ben trol balıkçılığı yapmış adam değilim belki trolcü arkadaşlar okuyunca bana cephe alacaklar ama bir insan işlediği suçuda anlayacak.  Yasallık Ankara'nın müsaadesine bağlı Ankara'dan orta strolü getiriyorlar dibine değmiyor havadan geliyor diye rapor yazdırıyorlar ama dibinden geliyor ve her şeyi alıyor. Yasak bölgeler var Marmarada boğazda trol yasak, Karadenizde  3 milin dışında serbest. Oda sorun değil adamlar ceza veriyor ona trollerini alıyor ertesi gün bir trol daha alıyor hemen denize çıkıyor. Bir şey ifade etmiyor cezalar hafif. Denize gırgırdan fazla trol ve ortasının zararı var.

-Bu mevsimde en iyi hangi balık gider?

Bu mevsimde benim en sevdiğim dip balıklarıdır kalkan, mezgit, barbun. Ama şimdiden sonra en güzeli Karadeniz'in yağlı hamsisidir en güzeli de ızgarada olur. Karadeniz hamsi 10. ayda yağlanmaya başlar 12. ayda yağı azalır. Marmara hamsi Ege’den geldiği için daha yağsızdır.